İnsan boyuna göre ya en altta ki elmalarla yetinir yada en üstte ki elmalara kadar nüfuz eder !

elma-dilsad-akcaoglu1

 

Başlığa bakarak bu adam ne saçmalamış acaba diye konuya bakmak istemiş olabilirsiniz 🙂 ama çok başka birşeyden bahsedeceğim bu yazıda sizlere.Bilginin bizlere sunacağı şeylerden bahsedeceğim…

 

Resimde 2 tane boyu posu aynı adam görüyorsunuz siyah olan toprağa basıyor mavi olanın altında kırmızı bir platform bulunuyor,işte o platform bilgiyi temsil ediyor.

 

İnsanlar ne kadar çok şey bilirse ( o bilgi doğru olmak şartıyla ) bakış açısı ve becerileri o derecede gelişir bu muhakkaktır,resimde de gördüğünüz üzere yerdeki adam belki altan 1 yada en fazla 2 elma alıp yiyebilir fakat üstteki adam hepsini rahatlıkla toplayabilecek pozisyonda ve durumda,ozaman burdan bilginin ne kadar çok  işimize yarayacak birşey olduğunu rahatlıkla kavrayabiliriz.

 

Bir çocuğunuz olduğunu düşünün onu küçüklüğünden itibaren işe yarar bilgiyle donatırsanız ona hayatı öğretmiş olursunuz,başka çocuklar  ip hoplarken ona daha değerli birşeyler vermiş olursunuz ama öylesine sokağa atarsanız çocuğu ileride çocuğunuz muhtemelen vasıfsız işçi aranıyor ilanlarına bakıyor olacaktır.

 

Çocuk oynamasın mı yani ? 🙂 çocuklar tabikide oynayıp çocukluğunu yaşayacak fakat o en değerli zaman dilimini o en güzel boş zaman aralığınıda çarçur etmesinede siz mani olmalı en azından onun zamanın ne değerli birşey olduğunu anlayana kadar ona bu en güzel vaktini çok değerli bilgileri edinmek için ayırması gerektiğini aşılayana kadar sizler onları yönlendirmelisiniz

Osmanlı devletinde Padişahlar şehzadeleri hangi bilgilerle donatırlarmıi hiç araştırdınız mı ? herkes osmanlı dizilerini ağzını ayırıp seyrediyor fakat şunu hiç düşünüyorlarmı acaba ? Bu padişahlar küçük yaşlarda tahta çıkıyorlar ve başarılı oluyorlar büyük işler beceriyorlar bu durum bizlere basit bir konu veya onların başarıları bir tesadüf olarak gelmemeli ve bu işler nasıl böyle oluyor bunun özünü anlamalıyız diye düşünüyorum…

 

Çocuklar için olan kısım bu şekilde özetlenebilir,Genel olarak şu söylenebilir bizler

– Hobilerimizi ne kadar artırırsak

– İşe yarar ilgi alanları edinirsek

– Hayatın penceresi olan işe yarar kitapları okursak ( ortalama bir aydının hayatı boyunca yaklaşık 3000 kitap okur )

– Hayatın her alanına merak duyarsak

 

İnanın gelecek çok farklı olur bizim için………

 

Yine Mustafa Kemal Atatürk’ten örnek vereceğim Atatürk ü dünya biliyo ve saygı duymayan adam yok, sizce dünyanın imreneren ve saygı duyarak baktığı Atatürk kolay mı Atatürk oldu sanıyorsunuz küçük bir çocukken harçlığının yarısını kitaba vermeseydi sizce koskoca ülke kurtarılıp , Devrimler Gerçekleştirip,Devlet kurmak ve birçok büyük işler başarılabilir mi sanıyorsunuz ?

Atatürk hayatı boyunca resmi kayıtlara göre 3997 kitap okumuştur kayıt dışı olanları katmadan bu rakam !

 

Yani anlatmak istediğim şudur insanların karar vermeleri için bilgiye ihtiyaçları vardır, buna dayanarak ta şun kolaylıkla söylenebilir

DOĞRU KARAR VERMEK İÇİN DE DOĞRU BİLGİYE İHTİYAÇ VARDIR

Yani ne kadar ekmek o kadar köfte gibi bişeydir bu !

 

Ne kadar çok  doğru bilgiye sahipsek o kadar çok doğru ve isabetli kararlar verebiliriz

Yabancı dil olayını küçük yaşta bitirirseniz  ( anne ve babanız bilinçliyese ufak yaşlarda bu eğitimi size aldırır )

ileride ÖZGEMİŞinize  almanca-fransızca-ingilizce şeklinde yabancı dil bilgisini yazabilirsiniz

ama e ngüzel çağınız heba olduysa ÖZGEÇMİŞinize ileri derecede türkçe biliyorum yazabilirsiniz 🙂

 

Uzay mühendisliği hedefin varsa yönün NASA‘YA döner, gençliğini kahve köşelerinde tükettiysen hayatın MASA da söner.

bu işler ekseriyetle böyledir, şimdilerde kime baksanız üniversite mezunu bu bir ölçüt değil asgari durumdur artık

 

40 Watt lık ampül pek bi işe yaramaz çünkü ne kadarlık bir alanı aydınlatabilir ? kendine hayrı yoktur böyle bir ışığın mum gibi dibini bile aydınlatmaz

 

ama 100 Watt lık  ampul hem etrafı aydınlatır hem yandığı bir işe yarar

 

Bu örneğe göre de ister 40 Watt lık ampul gibi anlamsızca yandığınızı ve yaşadığınızı zannedersiniz

Yada 100 Wattlık ampul gibi  aydınlattıkça hem yandığınız bir işe yarar hemde kendinize hemde etrafınıza faydanız dokunur.

—————————————————————————————————————–

Yukarıda bahsettiğim ,osmanlı devletinde enderun mektebi denen saray okulunda çocuklara verilen eğitimle ilgili aşağıdaki wikipedia kaynaklı yazıyı okuyabilirsiniz.

………………………………………………………………………………..

Enderûn Mektebi, (Osmanlı Türkçesiاندرون مکتبII. Murat zamanında kurulup, zamanla çeşitli değişikliklere uğramakla beraber Osmanlı Devleti‘nin son zamanlarına kadar (1908) varlığını sürdüren bir saray okuludur. Hıristiyan ailelerden devşirilen çocukların zekî ve gösterişlileri saraya alınarak özel bir şekilde yetiştirilirlerdi. Fatih Sultan Mehmet döneminde geliştirilmiştir.

Enderûn mektebine alınan çocuklara, Kur’an-ı Kerimtefsirhadiskelâm gibi dini dersler, edebiyat, inşa (şiir), dil bilgisi, ArapçaFarsça gibi dil ve edebiyat dersleri ve matematikcoğrafyamantık gibi müspet ilimler dersleri okutulurdu. Bir taraftan da Osmanlı saray geleneği ve görgüsüyle, protokol kaideleri ve bürokratik işler öğretilirdi. Bunların yanında çeşitli sanat kollarında beceriler kazandırıldığı gibi sportif faaliyetlere de yer verilirdi.

İç oğlanı denilen Enderûn talebesi ortak bir kültürü özümseyerek, saray ve padişah hizmetlerinin yürütülmesini sağlarlar, böylece Osmanlı Devleti’nin sarayda, yönetimde, ordu ve bürokraside ihtiyaç duyulan kadrolarının bir kısmı bu şekilde yetiştirilmiş olurdu. Sarayda kademe kademe yükselereksancakbeyi rütbesiyle taşrada görev alırlardı.

Osmanlı devrinde Türkçenin devlet dili olarak hâkim olmasının bir başka sebebi de Enderûn Mektebi’dir. Enderûn, saray içinde bir okuldur. Sarayda, orduda ve hükûmet işlerinde çalışacak memurları ve hizmetlileri yetiştirmek bu okulun görevi idi. Fatih tarafından açıldığı bilinen bu okula, acemi oğlanlar arasından öğrenci seçilirdi.

Enderunda eğitim dört konu üzerinde toplanmıştı:

  • Fen, matematik ve coğrafya eğitimi
  • Beden eğitimi
  • Uygulamalı idari işlerin eğitimi
  • Yeteneklerine uygun bir sanat eğitimi
  • Teorik olarak islamî bilgiler ve dil eğitimi (Osmanlıca, Arapça ve Farsça)[1]

Enderûndan sadrazamlar, kaptan paşalar, yeniçeri ağaları, eyalet valileri, sancak beyleri, daha başka hizmetler için ünlü kişiler, ayrıca şairler, edipler, ressamlar, mimarlar, müzikçiler, tarihçiler, fen ve matematik bilginleri (ve öğretmenleri) ve daha bunlar gibi medresenin yetiştirmediği bilginler de yetişmiştir.

Askerlik, siyaset ve teknik konuların ağırlıklı olarak okutulduğu Enderûn okulunun temel özelliği, saray içinde bulunması ve bütün derslerin Türkçe okutulmasıdır. Fatih Kanunnamesi ve Enderûn mektebinin durumu da gösteriyor ki, Osmanlı devrinde Türkçeye devlet dili olarak önem verilmiştir.

Enderûn mektebinden eğitim ve öğretim sultan II. Mahmud devrine kadar sistemli bir şekilde devam etti. 18. yüzyılın sonlarında devşirme sisteminin bozulmasıyla darbe yiyen okul, 1826’daYeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasından sonra Asâkîr-i Mansûre-i Muhammediyye ordusu için yetiştirilmesi gereken küçük ve büyük rütbeli subayların büyük bir kısmının Enderûn mektebinden seçilmesi ile sarsıldı.

Daha sonra batı metodları ile harp okullarının açılması ve bunların gitgide çoğalmasıyla mektebin önemi iyice azaldı. Modern eğitimin gittikçe yerleşip yayılması karşısında, Enderûn mektebi de modern eğitimin ilkelerini uygulamaya başladı. Ancak şehirde Türk ve ecnebi olmak üzere çeşitli genel kültür kurumlarının ve meslek okullarının açılması, özellikle Enderûn mektebinden çıkanların,Tanzimât‘tan önceki devirde olduğu gibi, devlet görevlerine tâyinlerdeki üstün durumlarını kaybetmeleri, halk arasında özellikle devlet ileri gelenleri katındaki değerini sarstığından, Enderun 1908İkinci Meşrutiyetin îlânını tâkip eden günlerde tamâmen kapatıldı.